Gökhan Kutluer'in Kitapları

Türkiye'den Gitmek: İtalya'ya Uzanan Bir Göç Hikâyesi

Türkiye'den göç etmek gündem haline gelse de kimse doğup büyüdüğü ülkeyi bırakma noktasına kolay kolay gelmiyor. Maddi ya da manevi; günlük hayata olumsuz anlamda direkt etkisi olan şeylerin sayısı çoğaldıkça, yaşanılan ülkeye olan sabır da azalıyor. Geleceğe dair umut kalmayınca da, gitme ve göç etme fikri iyiden iyiye kafaya yerleşiyor. Kaybedecek bir şeyi olmayanlar ya da sevdiklerini de yanında götürme şansına sahip olanlar, bir adım önde…

Bilgi teknolojileri müthiş bir hızla gelişiyor. İnsanlar, başkalarının başka coğrafyalarda nasıl hayatlar yaşadığına kolaylıkla şahit oluyor ve bu da bulundukları yeri sorgulamalarına neden oluyor.Elbette ki politik, toplumsal ya da kariyer odaklı pek çok başka etkenden de söz edilebilir ama varlığından haberdar olunamayan bir şeyi merak etmek çok zor. Eskiden başka kültürlere tanık olma şansımız çok daha azdı. Artık hepsi telefonlarımızın ekranında. Yani karşımızda örnekler var. Bu örnekler zihnimizde çeşitli imajlar oluşturuyor ve o imajlar hayallere dönüşüyor. Sonrası malum… Hayallerin peşinden koşmaya başlıyoruz.

Türkiye’den Gitmek, konfor alanından çıkarak göç etmeyi kafasına koyanlara ihtiyacı olan motivasyonu sağlamasını umduğum bir kitap. Basit bir “Ben yaptım, siz de yaparsınız!” kitabı değil.

“Sizce bir birey başına ne gelirse; doğduğu, büyüdüğü, arkadaş edindiği, dilini konuştuğu ve her köşesini bildiği ülkesini bırakma noktasına gelir?” 

Türkiye’den Gitmek; aklında bu soruyla, sonsuza kadar “keşke” demek yerine denemeyi seçen, elinde bavul cebinde turist vizesiyle hayatının yönünü sonsuza kadar değiştiren ve hayallerini kaçacak yerleri kalmayana dek kovalayan Gökhan Kutluer’in sahip olduğu her şeyi geride bırakarak İtalya’ya göç edişini anlatıyor. 

Gitmek istemenin, gitmenin; hiçbir yerde kalamamanın, hiçbir yere ait olamamanın, yani “haymatlosluğun”; çalışmanın, keşfetmenin, yalnızlığın, ailenin ve kendini bulmanın bu çarpıcı öyküsü, merakını koruyan gözler için Türkiye’den göç etmenin sosyal ayrıntılarını sunuyor. “Kimi yıllardır dolabımda duran, kimiyse çarpma işlemindeki 1 sayısı kadar faydasız onlarca şeyin evimde neden durduğuna bir türlü anlam verememiştim. Her savuruşumda bir yükümden kurtuluyordum sanki. Her çaput parçasında başka bir hatıramı kesiyordum ortadan ikiye; daha fazla benimle yaşamasınlar diye...”


Bulut Fabrikası 

Bisiklet kültürüne dair hem kamu kuruluşları hem de özel sektör tarafından yapılan yatırımlar yavaş yavaş sonuç vermeye başladı. Mesafeleri giderek uzayan bisiklet yolları, artık hemen her şehir belediyesinin gündeminde yer alıyor ve bisiklete olan ilginin ilginin artmasını sağlıyor. Bisiklet konseptiyle vitrinini süsleyen mağazalar, bisikletten ilham alarak tasarlanan kafeler ve bisiklete dair Türkçe kaynakların sayısındaki artış, bu durumun basit birer göstergesi sayılabilir. Hemen her yıl raflarda yeni bir bisiklet kitabı görmeye alıştık. Bir süredir bisikletin hem kültürel hem de sportif tarafını harmanlayan çalışmalarıyla bisiklet severlerin yakından tanıdığı Gökhan Kutluer de yeni kitabı Bulut Fabrikası ile bu listeye eklendi.

17 adet kısa öyküden oluşan kitaptaki tüm karakterlerin hayatında bir şekilde kendine yer bulan bisiklet, kimi öykülerde ana karakter, kimi öykülerde ise sadece bir kelime olarak karşımıza çıkıyor. 

“Kitabın ne isminde, ne kapağında ne de arka kapak yazısında bisiklete yer vermek istemedim çünkü esasında bu sadece bir bisiklet kitabı değil. Kitabı, hayatın içinden; kaygılı karakterlerin kendinden bir şeyler bulabileceği ve özellikle şehir insanının son zamanlarda içine düştüğü bazı sarmallara dikkat çeken öykülerin yer aldığı bir öykü kitabı olarak özetleyebilirim.”