29 Eylül 2017 Cuma

Bulut Fabrikası

Üniversiteden mezun olduğumda bir hayalim vardı.

30. yaşıma bastığımda ilk öykü kitabımı çıkarmak ve o kitabın son noktasını İtalya'da koymak istiyordum.

Bisiklet ekseninde bir hayat sürdürmeye başladığımda ise başka bir hayalim daha oldu. Bu işi anavatanında, yol bisikletinin cennetinde; İtalya'da yapmak...

Bundan bir buçuk yıl önce cebimde ucu ucuna para, kafamda üç beş plan, iki bavul ve iki bisikletle
bu iki hayalin peşinden koşmak için Türkiye'den ayrıldım. Geride bir sürü eksik şey bıraktım ama gittiğim yerde tamamlamayı hedeflediklerim hepsine bedeldi.

Beni yakından tanıyanlar uzun vadeli kariyer hedefimin yazarlık olduğunu bilirler. Dijital pazarlama ise sadece bu hedefi gerçekleştirmek için üzerine eğildiğim bir alan. Hepsi bu. Pek çok yazar gibi benim de yazdıklarımı aslında hep başka şeylerle meşgulken yazmam gerekti ve bu yüzden ilk kitabımı hedeflediğim gibi 30. yaşımda değil 31. yaşındayken çıkarabildim.

Bana desteğini esirgemeyen, inanan, güvenen ve kitabımı basmaya değer bulan sevgili Kadir Aydemir ve Yitik Ülke Yayınları'na koskocaman bir teşekkür borçluyum.

Bulut Fabrikası, benim ilk kitabım, denemem, hayalim... Kitabı D&RPandora, Kitap Yurdu vb. sitelerde bulabilir veya kitapçılardan alabilirsiniz. Gittiğiniz kitapçıda yoksa, istetebilirsiniz.

Gelirini bisiklet sporunda profesyonel kariyer hedefleyen bir veya birden fazla gence yarışlarda bisiklet sponsorluğu sağlamak için kullanmak istediğim bu kitabı alırken bir tane kendinize bir tane de bisikletle pek de alakası olmayan bir yakınınıza almanızı rica ediyorum. Zira bu kitabın amacı, bisikleti unutmuş, hayatından atmış ya da onunla nasıl da güzel günler yaşayabileceğinden bi' haber kişilerin kitaplığına sızmaktır.



19 Eylül 2017 Salı

Bergamo'da Bisikletli Tatil

Bisikletli tatil ya da bisiklet tatili… İsmini ne koyarsanız koyun, tatilde de bisikletle olmak gibisi yok. Hele bir de tatildeyken doğayla baş başa kalmayı sevenlerdenseniz, tatil süresince bisikletiniz sizin en iyi arkadaşınız olacaktır.

Orta zorlukta ya da uzunlukta bir sabah sürüşünün ardından soluğu denizde ya da havuzda alıp güne taptaze başladığınızda yüzünüze yerleşen o gülümseme gün boyu sizinle olur. Üstelik bunu düzenli hale getirir ve her gün yapabilirseniz, gün içinde dilediğinizi yiyebilme lüksüne de sahip olursunuz. Hemen herkesin kabusu olan şu meşhur tatil kilolarını almadan tatilinizi noktalayıp şehrinize döndüğünüzde kendinizle gurur duyabilirsiniz.

Bir de tatilde bisikletle olma hadisesini bir adım öteye taşıyıp tüm tatili bisiklet ekseninde planlayanlar var ki benim planlamalarını yardımcı olmayı en sevdiğim kişiler hep onlar olmuştur. Etraftaki dağlar, en yakın bisiklet mağazaları, dinlenme günü için alternatif rotalar ve en ideal mevsim… Tüm bunlar özenle incelenmesi gereken detaylar olarak bisikletli tatilin temelini oluştururlar.

Bu aralar beni ziyaret etmek isteyen arkadaşlarımın sayısı oldukça yükseldi zira sosyal medya hesaplarımdan durmaksızın yaşadığım şehirdeki doğa manzaralarını ve sürüş yaptığım güzergahları paylaşıyorum. Onlar da haliyle buna ortak olmak istiyor ve benden şehirle ilgili daha fazla detay istiyorlar.

Bergamo, İtalya’nın gölleriyle ve yüksek gelir seviyesiyle meşhur Lombardiya bölgesinde yer alan, Milano’nun yaklaşık 50 kilometre kuzeydoğusunda bulunan ve Avrupa standartlarıyla orta büyüklükte sayılabilecek derli toplu bir şehir. Şehir, Alpler’in güney eteklerinde yer alıyor ve şehirden kuzeye, batıya ya da doğuya doğru 8-10 kilometre gittiğinizde ön Alpler olarak da bilinen bu dağlara doğru tırmanışlarınız başlamış oluyor.

Bergamo’da hem şehir içinde hem de popüler tırmanış rotalarının üzerinde yer alan irili ufaklı bir sürü bisiklet mağazası var. Şehir insanı sportif anlamda bisiklet kullananlara oldukça alışık ve sürücüler bir Amsterdam ya da Kopenhag sürücüleri kadar olmasa da oldukça duyarlılar. Çoğunluğu elbette yol bisikleti kullanan bisikletçiler oluşturuyor ancak dağ bisikleti kullananların sayısı da oldukça yüksek.

Her bisikletçi tipine uygun ve zorluk dereceleri oldukça dengeli dağılmış olan tırmanış rotalarının çoğu şehre çok yakın. Selvino, Bedulita, Valcava, Nese ve Roncola bunlardan sadece birkaçı… Dilerseniz Lecco, Iseo, Garda, Endine ya da Como göllerine doğru da sürebilir, göllerin etrafındaki irili ufaklı tepeleri de tırmanmayı deneyebilirsiniz. Tercihinizi Como’dan yana kullanırsanız, Madonna del Ghisallo tırmanışını denemeden dönmeyin derim. Bu saydıklarım, eğer şehirde bir yerde konaklıyorsanız size gidiş geliş toplam 60 ila 150 kilometre arasında değişen mesafelere mal olacaktır. Fiziki durumunuza ve hava şartlarına göre karar verip, mümkünse günün erken saatlerinde yola koyularak eşsiz manzaralar eşliğinde birbirinden huzurlu sürüşler gerçekleştirebilirsiniz.

Lombardiya Turu’nun ve İtalya Turu’nun her sene mutlaka uğradığı Bergamo şehri, İsviçre sınırına da çok yakın olduğu için biraz daha kuzeye doğru giderek direkt olarak Alpler’in dolaylarında sürüş yapma imkanına da sahipsiniz. Örneğin; Bergamo’dan yola çıkan Mussolini İtalyan partizanlar tarafından 1945 yılında yakalandığında Splügen geçidini henüz arkasında bırakmış ve İsviçre sınırına daha yeni geçmişti. Lecco gölünün bitiminde yer alan Chiavenna kasabasından başlayarak Splügen geçidini tamamlayabilir, ardından tekrar Chiavenna’ya dönerek geceyi orada geçirebilirsiniz. Mesafe çok olmadığı için, sabahın erken saatlerinde www.trenitalia.it sitesinden saatlere bakarak seçeceğiniz herhangi bir trenle Chiavenna’ya gidip sürüş yapabilir, ardından yine aynı gün trenle geri dönebilirsiniz. Regionale olarak geçen trenlerde bisiklet için ekstra ücret ödemenize gerek yok.Üstelik genellikle ya en son ya da en baştaki vagonda bisikletinizi muhafaza etmek için özel alan bulmanız da mümkün.

Eğer şehirden çok da uzağa gitmeden HC seviyesinde bir tırmanış gerçekleştirmek istiyorsanız, San Marco geçidini deneyebilirsiniz. San Pellegrino’dan geçerek ulaşılan Passo San Marco, yaklaşık 2000 metrelik rakımda bulunuyor ve Bergamo şehir merkezinden gidiş geliş toplamda 120 kilometre civarı sürüyor.

Bergamo civarındaki dağ ve teperlerde uzun sürüşler için yola çıkacaksanız, hava sıcak da olsa yanınızda bir çift kol ısıtıcı ya da kolsuz rüzgar yeleği bulundurmanızda fayda var zira yolunuz pek çok vadiden geçecek ve bazılarında kilometrelerce yol almanız gerekecek. Isının bir anda düştüğü bu bölgelerde kendinizi sıcak tutmanız zorlaşabilir. Bunun yanı sıra eğer günün çok erken saatlerinde sürüşe çıkarsanız, tırmanışlardan sonraki uzun inişlerde de göğsünüze vuran rüzgar sizi rahatsız edebilir. Yine aynı şekilde basit bir rüzgar yeleği işinize yarayacaktır.

Eğer Gran Fondo yarışlarının müptelasıysanız, Felice Gimondi Gran Fondo’suna katılmak için de Bergamo’ya gelebilirsiniz. Yukarda ismini saydığım popüler tırmanış rotalarından geçen yarış parkuru bir hayli eğlenceli ve görsel şölen niteliğinde.

Bisiklet sürmek istemediğiniz gün ya da günler için de görmeye değer güzellikler sunan Bergamo’nun Città Alta olarak bilinen, yürüyerek ya da füniküler ile ulaşılan ve surların içinde kalan tarihi bölümünde uzun yürüyüşler yapabilir, Da Mimmo, Circolino ya da Franco gibi restoranlarda lezzetli yemekler yiyebilirsiniz.

Pegasus’un Sabiha Gökçen’den kalkan uçakları iki saati biraz aşkın bir sürenin ardından buraya; şehrin 10-15 dakika uzağındaki Orio Al Serio havalimanına iniyor ve her gün karşılıklı olarak sefer bulmak mümkün. Konaklama içinse hem şehir içinde hem de şehrin biraz dışında pek çok otel ve hostel var. Eğer uzun süre konaklamak istiyorsanız Airbnb de uygun bir alternatif olabilir zira İtalyan ev sahipleri uzun süreli kalışlarda indirim yapmaya sıcak bakıyorlar.

Bu yazı OutdoorFitness Türkiye dergisinde Gökhan Kutluer imzasıyla yayınlanmıştır.