3 Mart 2015 Salı

Denge Tekeri TRT Radyo'da

Uzun süredir böylesine yoğun ve bisiklet dolu bir haftaya başlamamıştım. Pazartesi gününün sendromunun farkına varacak bir boşluğum dahi olmadı desem yeridir.

Türkiye'nin tek basılı bisiklet dergisi Cyclist Türkiye okuyucusuyla buluştu. İstanbul'dan başlayarak tüm yurda yayılmaya başladı. Telefon ve e-mail trafiği, sosyal medyadan gelen yorumlar ve sorulan sorular derken doğru düzgün kahvaltı etmeye bile fırsat bulamadım.

Haftalar öncesinden verilmiş bir sözüm vardı. TRT Radyo'nun Eko Yaşam isimli programına davetliydim ve konumuz elbette bisikletti. Derginin hikayesi, içeriği ve önemini konuşmak istediler. Hiç düşünmeden tamam demiştim. Denge Tekeri de dikkatlerini oldukça çekmişti. Ondan da bahsetmemi, bisiklet kültürünün temeline dair bilgiler paylaşmamı istediler. Daha ne isteyebilirdim?

Derginin Ataşehir'deki ofisinden çıktığımda saat 13:15 idi ve radyoda saat 14:30 gibi olmam gerekiyordu. Otobüstü, metrobüstü, metroydu derken en son Osmanbey'den TRT Radyo'nun Harbiye'deki binasına doğru hızlı tempo yürümeyle sonuçlanan bir koşuşturmacanın ardından biraz terli olarak tarihi TRT binasına vardım. Üzerimde en sevdiğim ve uğurlu olduğuna inandığım yakalı Campagnolo tişörtüm vardı. Keşke o kadar terlemeseydim. Bisikletle niye gelmedim sanki diye hayıflanıyordum ki dünya tatlısı Esin beni karşıladı. Kısaca program hakkında bilgi verip beni yayın ekibiyle tanıştırdı. İşin teknik kısmından sorumlu Zahide ve oldukça hoşsohbet biri olan Ömer ile koyu bir muhabbete daldık. Bisikletten, dergiden, bisikletli yaşamdan ve şehirdeki bisiklet kültüründen söz ettik. Hepsi bisikleti seven, bisiklete hayatlarında yer vermiş kişiler. Hal böyle olunca, iki lafın biri bisiklet oldu.

Saatler 15:00 oldu. Yayın saati geldi. O kayıt odası nasıl bir gerginliktir öyle? Düşünsenize; TRT'nin yayın odalarından birindeyim. Değişik bir duyguydu. Sessiz, sakin ve oldukça steril bir havası olan odada, kendisi de işe zaman zaman bisikletle gidip gelen Ömer Faruk ile dolu dolu yarım saat geçirdik. Ara sıra ne diyeceğimi şaşırdım ama sonradan kayıttan dinlediğim kadarıyla öyle çok da belli etmemişim sanırım. Daha önce Aydan Çelik ile yaptığımız programın tecrübesi kendini burada göstermiş olsa gerek.

Eko Yaşam ekibiyle orta şekerli bir Türk kahvesinin ardından yollarımız tekrar kesişmek üzere ayrıldı. Övgü dolu sözler ve bir sonraki program için hevesli tekliflerle beni uğurladılar. TRT Radyo bünyesinde böylesine açık fikirli ve bisiklete gönülden ilgi duyan kişilerle tanışmış olmak benim içim oldukça önemliydi. Ben bisikletle ilgili bir şeyler anlatırken ne kadar heyecanlanıyorsam, onların da o kadar gözleri parlıyordu. Ortak paydanın bisiklet olduğu her sohbet, benim için büyük bir kazanım.

Programın kaydına aşağıdan ulaşabilirsiniz.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönderme