29 Aralık 2014 Pazartesi

Bisiklette Yükseltme Yapmak

Yeni bir bisiklet aldınız, bir süre kullandınız ve bir şeylerini değiştirmek mi istiyorsunuz? Ya da uzun süredir kullandığınız bisikletinizden artık garip garip sesler geliyor ve ona biraz para mı harcamak istiyorsunuz? Elinize toplu para geçene kadar yeni bir bisiklet alma şansınız yoksa, elinizdekinde belli başlı yükseltmeler yaparak bisikletinizin hem görünüşünde, hem performansında, hem de verdiği sürüş hissiyatında değişiklikler yapabilirsiniz.

Her ne kadar bir yol veya şehir bisikletinde sürüş hissiyatına en etkili ve direkt etkiyi yapan şeyler tekerlekler olsa da, onlara ayıracak bütçeniz olmaması durumunda değiştirebileceğiniz belli başlı başka şeyler de var. Bunlardan ilki, dış lastiklerinizdir. Lastiklerinizi kuru hava ve yağışlı havalarda kullanmak üzere iki farklı set halinde almanızda yarar var. Ancak, ikisine birden bütçe ayırmak istemezseniz, hemen hemen tüm lastik firmalarının sunduğu dört mevsimlik lastiklerden satın alabilirsiniz. Sürüş yaptığınız bölgenin yol yapısı, senede yaptığınız ortalama yol mesafesi ve sevdiğiniz sürüş tipine göre değişiklik gösteren dış lastikler, iyice incelenip karar verilmesi gereken detaylardır. Bir yol bisikleti için alacağınız lastikte aramanız gereken başlıca özellikler, sürtünme direncindeki düşüklük, yol tutuşundaki yüksek kabiliyet, hafif olmasıdır. Yüksek TPI derecesine sahip dış lastiklerin birçoğunda bu saydığım özellikleri birlikte bulmanız mümkün. Lastikteki basınç miktarı ve boyutundaki değişmeler, daha sert veya yumuşak bir sürüşe sahip olmanızda etkilidir. Vittoria, Veloflex, ve Continental gibi markaların dış lastikleri için kesenin ağzını biraz açmanızda hiçbir sakınca yok. Dış lastiklerinizden sonra iç lastiklerinizden söz edebiliriz. Onlarda da hafiflik önemlidir. Michelin Latex gibi daha zor patlayan ama daha ağır lastikler tercih edebilirsiniz. Ya da dış lastiğinizin patlak korumasına bağlı olarak daha kolay patlayabilen ama daha hafif lastikler de seçebilirsiniz. Seçim yaparken jant çemberlerinizin profilini hesaba katmanızda fayda var, zira iç lastiklerin sibop uzunlukları buna göre değişmektedir. Hafif iç ve dış lastikler tercih etmeniz, kaliteli lastikler olması halinde hem performansa olumlu etki eder hem de bisikleti bir nebze hafifletebilir. Eğer doğru hava basıncıyla kullanırsanız, önünüze çıkan her sivri maddede patlama riskleri de azalmış olur.

Bisikletinize yeni bir gidon alarak hem bisikletin üzerindeki duruşunuzda ufak tefek değişiklikler yapar, hem de yine bir parça ağırlıktan kurtulmuş olabilirsiniz. Ancak, bu ağırlık miktarı öyle çok büyük bir miktar olmayacaktır. Alüminyum gidonlar ile karbon gidonlar arasında sadece ağırlık değil, hissiyat anlamında da farklılıklar vardır. Karbon gidon, karbon malzemenin özelliğinden ötürü titreşim emmede biraz daha başarılıdır. Kaliteli karbon gidonlar, alüminyum olanlardan daha az esner ve bu da size ataklarda ve tırmanışlarda daha az esneme performansı olarak geri döner. Gidon alırken, reach ve drop mesafelerini göz önünde tutmanızda fayda var. Seçtiğiniz gidon tipinin reach olarak bilinen uzanış mesafesi de çok önemlidir. Diğer yandan, drop olarak geçen eğilme mesafesi de bisikletin üzerine ne kadar yatacağınıza karar veren ölçülerden biridir. Gidonu alt kısımlardan tutarken, bileklerinizin çok kıvrılmıyor olması gereklidir. Gidonun ayarlanış şekli, gidon boğazının da ölçüsüne bağlı olarak sizin duruşunuzu dikleştirebilir ve yataylaştırabilir. Eğer sırt veya omuz bölgesinde ağrılar yaşayan biriyseniz, gidon alırken kendi omuz genişliğinize uygun bir ölçü tercih etmeniz önemlidir. Aslında bunun haricinde de kendi omuz ölçünüze cuk oturan gidon seçmeniz mantıklı olur ama daha aero bir pozisyon kazanmak için daha dar bir gidon tercih edebilir veya sprint atarken daha iyi kontrol edebileceğiniz bir bisiklet için daha geniş bir gidon seçebilirsiniz. 


Ortanın biraz üstü veya direkt olarak üst seviye diye tanımladığımız bisikletler haricinde, yekpare bir biçimde mağazadan satın aldığınız bisikletlerin hemen hemen hepsinde orta veya ortanın altı seviye kalitede kablo ve teller kullanılır. Eğer bisikletinizi uzun soluklu ama çok da özenmeyerek kullanacaksanız, kablo ve tellerinizin yıpranması söz konusu olacaktır. Pas, kırılma, pislenme vb. sorunlar yaşamaya başladıktan sonra onları yenilemeniz gerektiğini anlayacaksınız. Bisikletin çok da önemli bir detayıymış gibi gözükmese de, hem performans hem de hissiyat açısından kaliteli tel ve kablo kullanımının yarattığı değişiklik oldukça önemlidir. Örneğin; vites ayarı sürekli bozulan bisikletlerdeki sorun, sadece arka aktarıcadan kaynaklanmıyor olabilir. Belki de kalitesiz bir tel kullandığınız için tel gerginliğiniz sürekli değişiyordur. Ya da, teli koruyan kablolar toz toprak biriktirmeye oldukça müsaittir ve hem frenleme hem de vites değiştirmede ayarsızlıklara sebep oluyordur. Bu tip şeyler, bisiklet kullanma keyfini azaltır ve ufak da olsa kafa meşgul eder. Yeni aldığınız bisikletinizdeki tel ve kablolardan bir süre faydalanıp, yıpranmaya başladıklarında kurtulmanızda fayda var. Bisikletinize para harcarken belirli yükseltmeler yapmayı kafanıza koyduysanız, tekerlek, vites parçaları, iç ve dış lastiklerin yanı sıra tel ve kablolara da özen gösteriyor olmalısınız. Kaliteli tel ve kablolar, kendini ilk kullanımdan itibaren belli edecektir. Paslanmayan teller, kabloların içinde bulunan ve tellerin kabloların içinden geçtiği noktalardaki sürtünmeyi azaltan bazı maddeler, kolay kırılmayı önleyici dış tabaka, koruyucu iç tabaka ve toz toprak girmesini engellesin diye pakette sunulan ufak tefek önlemler sayesinde bisikletinizde bir takım değişiklikler olduğunu hemen anlayacaksınızdır. Örneğin; fren yaparken fren kolunuzun daha da yumuşak bir his verdiğini hemen fark edeceksiniz. Ya da, eğer durduğu yerde çok büyük ısı farklılıkları olmamışsa, bisikletinizi koyduğunuz yerden iki ay sonra alıp bindiğinizde göreceksiniz ki vites ayarlarınız aynen duruyor. Biraz olsun paraya kıyıp aldığınız tel ve kablolar, vites geçişlerinizde bir nebze de olsa yumuşamayı, fark edilir derecede hızlanmayı ve arka aktarıcınızın verdiği tepkilerde keskinliği beraberinde getirecektir. Ayrıca, yeni nesil kablo ve teller eskiye nazaran daha hafifler. Jagwire markasının ürünlerine bir bakmanızda fayda var.


Bisikletinizle beraber gelen selede sizi rahatsız eden bir şeyler varsa, kendinize uygun genişlik ölçüsü bulunmayan bir sele kullanıyor olma ihtimaliniz bir hayli yüksek. Öne kayma, bir türlü tam ortaya oturamama, üreme organında uyuşma veya batma gibi şikayetleriniz varsa, selenizi değiştirmeniz gereklidir. Pelvis genişliğiniz, size kullanmanız gereken sele ölçüsüne dair fikir verecektir. Diğer yandan, selenin arka kısmının ne kadar destekleyici olduğu da önemlidir. Dümdüz bir sele ile arkası pelvisi biraz destekleyen selenin konforu arasında uzun sürüşlerde ortaya çıkacak cinsten farklılıklar oluşabilir. Ölçüyü ve şekli tutturduktan sonra iş biraz bütçenize kalıyor. Rayları ve kendisi karbon bir sele alırsanız, oldukça hafif bir sele almışsınız demektir. Ağırlık takıntınız çok yoksa, platformu karbon olmayan, sadece rayları karbon ve titanyum olan seleler de tercih edebilirsiniz. Bu ve bunun gibi pek çok kombinasyon var. Sele konusundaki en net ve doğru tercihi, sizi bisiklet üzerindeki duruş anlamında optimum düzeye taşıyan Bike Fit sayesinde yapabilirsiniz. Sonraki süreçte, bisiklet değişse bile selenizi değiştirmeye gerek kalmayacaktır. Kendinize uygun seleyi her kadroda kullanmaya devam edebilirsiniz.


Bisiklette hem ulaşabileceğiniz maksimum hızda, hem de yokuş performansında değişikliğe sebep olan detaylardan biri de rublenizde saklıdır. En büyük yaprağındaki diş sayısı ne kadar yükselirse, yokuşlarda dizlerinize gelen ağırlık da o kadar azalacaktır. En küçük yaprağındaki dişli sayısı ise ne kadar az olursa, aynakolunuz büyük yaprakta olduğu esnada ulaştığınız hız o kadar artacaktır. Burada önemli olan, sizin aynakolu en büyük yaprakta, rubleyi de en küçük yaprakta kaç kere kullanmak durumunda kalacağınızdır. Oranları 11-23 olan bir ruble ile tırmanmaya kalkarsanız dizlerinizi fazla yüklenirsiniz. 12-27 olan bir ruble ise dizlerinize iyi gelecektir. Bu oran meselesi biraz karışık esasında. Düz yolda ve tırmanışlardaki performansınızın, sadece rubledeki değil aynakol yapraklarınızdaki dişli sayısıyla da alakası bulunmaktadır. Ancak, yol bisikleti için benim tavsiyem 11-25 oranının altına düşmeden ruble tercihi yapmanız yönünde olur. Titanyum, çelik, alüminyum gibi malzeme seçenekleri, rublelerin fiyat ve ağırlıklarında belirleyici rol oynarlar. Ruble pahalılaşıyorsa, ya malzemesi daha uzun ömürlü hale geliyordur, ya da ağırlığı azalıyordur. En pahalı rubleler ise, bu iki özelliği birden barındıranlardır.

Bisikletinizde ilk bakışta fark edilir bir değişikliğe gitmek istiyorsanız. Gidon sargınızı da değiştirebilirsiniz. Standart sargınızın altına destek koyarak daha rahat yapabilir ya da direkt mantar destekli biraz daha yumuşak his veren yeni bir bant sarabilirsiniz. Profesyonel sporcuların en pahalı ve en hafif sargıyı kullandığını sanıyorsanız, yanılıyorsunuz. Alberto Contador, bazı etaplardan önce çift kat sarılmış gidon bandı kullanıyor desem sizin için yeterli olur sanırım. Sonuçta iki paket gidon sargısı harcadıktan sonra elleri ancak rahat eden bir bisiklet sporcusundan söz ediyoruz.

Bisikletinizin tüm donanımları sağlam ve kaliteli ama yine de sürüşte bir hantallık varsa ve yatırım yapmaya değer bir karbon kadroya sahipseniz, iyi bir tekerlek seti alarak işi çözebilirsiniz. Yazının başında da söylediğim gibi, akıcı bir tekerlek seti, bisikletinizi oldukça seri hale getirir ve sürüş hissiyatına doğrudan etki eder.


4 yorum:

  1. Merhabalar öncelikle bir sorum olacaktı yeni yol bisikleti aldım ve lastiğim patladığı zaman lastik sökme levyesi ile lastiği değişmeye çalıştım ancak lastik çok çok sert janttan lastiği sökmek için çok uğraştım benim dağ bisikletim de var onun lastiği çok kolay sökülüyor yol bisikletleri bu şekilde mi oluyor yoksa bendeki lastik mi çok sert eğer öyle ise daha yumuşak bir lastik alsam sorunu çözebilir miyim yardımcı olursanız çok sevinirim, çünkü uzak mesafe gitmekten korkuyorum yolda kalırım diye :) şimdiden teşekkürler. Bu arada yol bisikleti seçimimde sizin yazılarınız bana çok yardımcı oldu onun için de teşekkür ederim.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Selamlar,

      Benim yol bisikletimdeki dış lastikler de oldukça zor takılıyor. Aldığınız modele göre değişebiliyor bu tip durumlar. Aynı markanın bir lastiği çok kolay takılırken, bir başka modeli levye ile takmaya zorlayabiliyor. Dış lastiklerin yanak kısımlarıyla ilgisi var bu durumun. Bisikletçilerden lastik alırken sormanızda fayda var. Onlar size kolay takılabilen bir tane önereceklerdir mutlaka. Benim kullandıklarım arasında Specialized ve Vittoria'nın orta seviye, Continental ve Michelin orta ve alt seviye lastikleri kolay takılabiliyordu.

      Sil
  2. Merhaba,

    Yazınızı okudum ve çok faydalı buldum. Teşekkürler. Size konu ile ilgili bir sorum sorum olacak. Kadro ve bisiklet parçaları arasındaki standardizasyon ne seviyededir? Örneğin yol bisikleti için, bisikletin üzerinde bulunan x marka fren bacağını, y marka ile değiştirmek istesem, uyum problemi yaşamayacağını düşünerek gönlümce değiştirebilir miyim? Ya da aynı şekilde arka aktarıcıyı, rubleyi vb.

    Tekrar teşekkürler.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Selamlar,

      Parçaları araştırmanız gerekebilir zira bazı markaların farklı seri parçaları kendi aralarında çalışmakta sıkıntı yaratabiliyor. Diper yandan, kadronuza uygunluğu da problem yaratabilir. En yüksek performans için çoğunlukla aynı markanın aynı seriye ait ürünlerini kullanmaya gayret edin.

      Sil