23 Şubat 2014 Pazar

Bisiklet Yarışı İzlerken Bilmeniz Gerekenler Nelerdir?

Pratikte olmasa da, teoride kış mevsimini geride bırakıyoruz. Isısı, mevsim normallerinin üzerinde geçen Şubat bitiyor ve İlkbaharın sözde habercisi olan Mart geliyor. Bu demek oluyor ki, bisiklet sezonu yavaş yavaş açılıyor. Neden mi? Bisiklet mağazalarına girip bisiklet kadrolarına parmak ucuyla tık tık vuran, bisikletleri tek elle kaldırıp, hafifliğine dünyanın yuvarlak olduğunu öğrenen ilk insanlardan daha fazla şaşıran ve bisikletlerin lastiklerini sıkıp bunlar dolma mı diye soran insanı sayısı artıyor da ondan.

Sezonun açıldığının bir diğer işareti de, televizyonda kanal kanal gezerken denk geldiğimiz ve çoğunlukla refüj, göbek veya kavşak gibi yerlerden geçerken oluşturdukları güzel görüntüye şöyle bir baktığımız bisiklet yarışlarının yayınlanma sıklığındaki belirgin artıştır. Bisikleti yakından takip eden ve yarış tarihlerini eşinin dostunun ve hatta kendi özel günlerinden daha iyi bilen kişiler haricinde, bu yarışlarda neyin ne olduğunu bilen insan sayısı pek fazla değil. Dolayısıyla, bir süre sonra izlemekten sıkılıp, haklı olarak kanalı değiştiriyorlar. Olabildiğince kısa ve basit bir yazıyla, yol bisikleti yarışlarında duyacağınız ve sizi sıkan o temel şeyleri açıklamaya çalışacağım.

Bilmeniz gereken ilk şey, yol bisikleti yarışlarında yapılan tüm hesapların rüzgar odaklı olduğudur. Bisikletlerin tasarımı, sporcu kıyafetlerinin kumaşı, taktıkları kaskların dizaynı ve onların yapımında kullanılan malzeme de dahil olmak üzere, tüm mesele, rüzgardan en az etkilenmek ile alakalıdır. Dolayısıyla, bisikletçiler bir arada giderek, gelen rüzgardan en az şekilde etkilenmeye gayret ederler. Rüzgarın yönüne ve şiddetine bağlı olarak, peloton diye bilinen o kalabalık ana grubun şekli ve sürüş stili değişir. Daha toplu, daha dar, daha geniş, daha ince uzun gibi şekillere girerler. Grubun en önündeki bisikletçiler, rüzgarla en çok münasebete girenlerdir. Onların arkasındakiler ise daha az etkilenirler. Bu yüzden, yarış boyunca ana grubun en önündeki bisikletçi grubu değişir durur. Bisiklet, her ne kadar bireysel bir spormuş gibi gözükse de, aslında bir takım oyunudur. Özellikle yol bisikleti disiplininde bu böyledir. Kendi takım arkadaşınız sizi rüzgardan korur, başka bir takım, ana grubu rüzgardan korur, siz ve arkadaşlarınız, ana grubu korursunuz. Bu hep böyle gider. Yarışın sonunu getirebilmek için, gücün ekonomik kullanılması gerekir. Birileri sürekli rüzgara maruz kalmasın diye, ana grubu rüzgardan koruyan en öndeki grup sürekli değişir, diğerleri dinlenir. Önde bulunarak yapılan bu görev, taşıma, çalışma veya çekme olarak bilinir. Grubu çekmek, önde çalışmak, arkadaşını taşımak gibi ifadeler kullanılabilir. Duyunca şaşırmayın. Önde çalışanların rüzgarına giren diğer bisikletçiler, onlarla aynı hızda giderler ama biraz daha az güç harcarlar. Evet, rüzgar bu kadar önemlidir.

Yarış etaplarına ve takım stratejilerine göre değişiklik gösterse de, genel itibariyle ana grup içinde yarışın son bölümlerine kadar herhangi bir sürpriz olmaz. Önemli olan, yarışın o çekişmeli son bölümlerine güvenli bir şekilde ulaşabilmektir. Ana grup, ortak bir faydaya odaklı biçimde davranır. Kimse kimseyi geçme derdinde değildir. Motor sporlarından veya başka alanlardaki yarış mantığından, işte tam da bu noktada ayrılır yol bisikleti yarışları. Siz televizyonda izlerken, neden öyle sakin sakin sürdüklerini anlayamaz, bu ne biçim yarış ya kimse kimseyi geçmiyor diyebilirsiniz. Asıl yarış, eğer sabredip beklerseniz, yarışın son kilometrelerinde başlayacaktır. Düzlükte biten bir yarışsa, son bir kilometrede inanılmaz bir çekişme olur ve yarışı kazanmak isteyenler, bisikletlerine tonlarca güç uygulayarak kelimenin tam anlamıyla yarışmaya başlarlar. Bu tip sonlara, sprint finish adı verilir. Ancak, o günkü yarış bir tepede bitiyorsa, o tepeye en kısa sürede ulaşan bir avuç bisikletçiden biri yarışı kazanır. Öyle deli gibi yarışan bir sürü bisikletçi göremezsiniz. Zaten, genel klasman liderleri, yani günler boyunca süren yarışların toplamının birincisi, bu tip etaplarda alınan sonuçlarda ortaya çıkar. 

Yol bisikleti yarışları, genelde birden fazla gün boyunca sürer. Tek günlük yarışlarda, geleneksel önce bitiren kazanır sistemi vardır. Yarışlar, birden fazla günde devam ediyorsa, zaman sistemi devreye girer. Şöyle ki, bitiş çizgisini geçtiğiniz an, yarışı ne kadar sürede tamamladığınız hesaplanır. Tüm yarışlar bittiğinde ise, toplam zamanı en az olan kişi, birinci olmuş demektir. Tırmanış etaplarının olduğu günler haricinde, çoğunlukla ana grubun tamamının yarışı tamamlama zamanları aynı olur. Çok büyük farklar oluşmaz. Sıralamanın geneline etki eden farklar, tırmanışı bol olan yarış günlerinde ortaya çıkar. Bisikletçilerin arasında uzun dakikalara yayılan farklar oluşur. Tırmanışçı olarak bilinen, genel itibariyle oldukça hafif, dar omuzlu ve ince yapılı olan bu bisikletçiler, diğerleriyle aralarındaki zaman farkını bir hayli açar. Az önce de dediğim gibi, genel klasman liderliğine oynayan bisikletçiler, hep bunlar olurlar. Yarışın genelindeki tüm etaplarda iddialı olmalarına gerek yoktur. Tırmanış olan etapları iyi dereceyle bitirmeleri yeterlidir. 

Bazen, garip kasklı, transparan gibi formaları olan, duruşları size bir acaip gelen bisikletçilere denk gelirsiniz. Tek başlarına bisikletin üzerine kapanmış vaziyette giderler. İşte o anda bilin ki, siz bir zamana karşı etabı izliyorsunuz. Bisikletçiler, tek başlarına çıkarlar, diğer yarış günlerindeki mesafelere kıyasla oldukça kısa bir mesafeyi, olabildiğince erken bitirmeye gayret ederler. Ana grup yok. Dolayısıyla, rüzgardan korunmak için bir yol yok. Bu yüzden, kıyafetleri ve bisikletleri rüzgardan minimum derecede etkilenecek şekilde tasarlanır ve bisiklet üzerindeki duruşları da ona göre şekil alır. Ne kadar az sürtünme, o kadar hız mantığı geçerlidir. Genel klasman birincileri, hem bu etaplarda, hem de tırmanış etaplarında iyi olan kişiler olurlar. Liderler, o turun liderlik mayosu ne renkse onu giyerler. Örneğin; İtalya Bisiklet Turu'nun liderlik mayosunun rengi, pembedir. Genel klasman sıralamasında birinci olan kişi onu giyer.

Yarışlarda ana grubun önünde giden bir avuç bisikletçi gördüğünüz de olur. Bu bisikletçilerin oluşturduğu gruba, kaçış grubu denir. Genellikle, yarışın sonlarına doğru ana grup tarafından yakalanan bu gruptaki bisikletçiler, formalarında reklamı bulunan sponsor firmaların reklamını yapmak, dikkat çekebilmek için ana gruptan ayrı bir biçimde yarışırlar. Kameralar onları çektiğinde, daha az kişi olduklarından daha çok detay görebiliriz. Ancak, tek nedeni elbette reklam değildir. Bazı yarışlarda, ara kapılar olur. Kısaca özetlemek gerekirse; bazı etaplarda, yarış sonundaki bitiş çizgisi haricinde çizgiler de vardır. Araya serpiştirildiklerini söyleyebiliriz. Bunların, sprint kapısı, tırmanış kapısı vb. isimleri olur. Oradan ilk geçen olmak da önemli olabilir. O kapılardan zaman veya puan kazanırlar. Bu yüzden, bazen ana gruptan kopmalar olur ve o kapılar için rekabet oluşur. Eğer bir kaçış grubu yok ise, bu rekabet, ana gruptan sadece o kapıyı önce geçmek için atak yaparak ayrılan bir grup bisikletçi arasında da olabilir. Kapı geçildikten sonra, ana gruba yeniden dahil olurlar. 

Yarış izlerken sık duyacağınız bir kelime olan domestik, takımın bir anlamda hizmetkarıdır. Bu görev ile yarışan bisikletçiler, takım arabasından su veya besin takviyesi alıp arkadaşlarına dağıtmak, tırmanışlarda takım liderine rüzgar kalkanı olmak, sprint finish ile bitecek olan bir etapta iddialı olan takım arkadaşını taşıyan sprint treninde yer almak gibi görevlere sahiptir. Tren benzetmesi, mükemmel bir hizayla arka arkaya dizilmiş bisikletçilerden ileri gelir. Bu tren sayesinde, yarışın sonunda bir atak yapması beklenen bisikletçi, rüzgardan en az etkilenecek şekilde yarışın son bölümlerine kadar taşınır. Böylece, gücünü yarışın sonunda harcayacağı efora saklamış olur. Bazen bir domestikler ordusu tarafından, bazen de tek bir domestik tarafından son bölümlere kadar taşıma yapılabilir. 2012 yılındaki Fransa Bisiklet Turu'nda genel klasman birinciliği kesinleşen Bradley Wiggins, Paris'teki son yarışta takım arkadaşı ünlü sprinter Mark Cavendish'i yarışın son bölümlerine kadar taşıyan sprint treninde yer almış, ona domestiklik yapmıştır. Liderlerin giydiği sarı mayoya sahip bir bisikletçinin yaptığı bu jest hala akıllardadır.

Şüphesiz, bisiklet yarışlarına ait terim ve açıklamalar bunlarla sınırlı değil. Ancak, bunları bilerek izleyeceğiniz yarışlardan zevk alacağınıza eminim. Biraz ilgi duymaya başlamanız halinde, daha çok yarış izleyecek ve izledikçe geri kalan her şeyi kısa bir sürede zaten öğrenecekseniz. Eurosport ekranlarında sıkça izleyebileceğiniz yarışların tarihlerini aşağıda bulabilirsiniz. Bisiklet yarışı izlemenin en güzel yanı, genel kültürünüze yaptığı katkıdır. Yarışın koşulduğu bölgeler hakkında hem tarihi hem coğrafi bilgi veren, bisikletçilerin hikayelerini anlatan ve öyle her yerde bulamayacağınız detaylar veren anlatıcılar sayesinde vakit nasıl geçiyor anlamıyorsunuz bile.


















Pelotonun içinden görüntüler


9 yorum:

  1. Derli toplu guzel bir yazi olmus elinize saglik umarim ilgi duyanlara ulasmistir. Nejdet Avci

    YanıtlaSil
  2. Turkiye ye sizin gibi bisiklet sever, bilgisini psylasan insanlar lazim. Cok güzel ve basarili buldum. elleriniza sağlık.

    YanıtlaSil
  3. Çok teşekkür ederim övgü dolu ve yapıcı sözleriniz için. Elimden geldiğince ulaşmaya çalışıyorum bisiklete ilgi duyan herkese.

    YanıtlaSil
  4. Gökhan Kutluer çok güzel anlatmış. Eğer saatlerce giro d'italia anlatacak bir arkadaşınız yoksa, ilk adımı buradan atabilirsiniz.
    https://plus.google.com/110641315298084520097/posts/3PWNE2SYnnc

    YanıtlaSil
  5. Sitenizi yeni farkettim, içinde okunacak çok şey var, kolay gelsin. Bu arada yol bisikletinde rüzgar faktöründen bahsetmişken, henüz cevabını öğrenemediğim bir soruyu size sorayım; zamana karşı yarışlarında kullanılan bisikletilerin arka teker jantları kapalı oluyor. Bunun aerodinamik ile ilgisi olduğunu düşündüm. Peki neden sadece arka teker, bu yapı ön tekere neden uygulanmıyor?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Güzel sözleriniz için teşekkür ederim. Arka tekerlek bisikletin vites mekanizmasına yakın, sürücünün yükünün büyük bölümü arkada ve ağırlık merkezi oraya yakın bir şekilde. Dolayısıyla, arka tekerin aerodinamik olarak avantajlı olması, önden daha önemli. Rüzgarı yarıp geçebiliyor olması daha önemli. Yanal rüzgarlardan ön tekerden daha az etkileniyor. Yük önde olmadığından, ön tekerin alacağı yanal rüzgarın gidon hakimiyetine etkisi daha büyük olur. Ön teker komple kapalı olursa, rüzgarın olumsuz etkisi daha fazla olur. Ancak, arka tekerin üzerinde belirli bir yük olduğundan, rüzgardan daha az etkilenmiş oluyor.

      Sil
  6. bu temiz ve berrak bilgiler için teşekkürler

    YanıtlaSil
  7. Hazırlayanların emeklerinin sağlık.

    YanıtlaSil