12 Aralık 2013 Perşembe

Yol Bisikleti Tercihi Nasıl Yapılır?

Biraz uzun bir yazı olacak. O yüzden, çayınızı kahvenizi falan alın, tekrar gelin. Yol bisikleti konusunda merak edilen temel noktalara değinmeye çalışacağım. Yol bisikleti almak istiyor veya ne olduğunu merak ediyorsanız, bu yazı size yardımcı olacaktır.

Halk arasında yarış bisikleti diye bilinen, ince tekeri illa en az bir kere sıkılıp, dolgu teker olup olmadığı sorulan, kadrosuna tık tık vurulan ve gidonu kendisine güzel bir hava katan bisiklete yol bisikleti denir. Bisiklete yeni başlayacak kişiler, ilk bisikletleri bu olsun istemezler. Biraz korkarlar. Fazla profesyonel bulurlar.

Yol bisikleti seçerken, tıpkı bisiklete başlarken sorguladığınız gibi kendinizi sorgulamanız gerekiyor. Bu bisikleti nerede kullanacaksınız? Ne sıklıkta kullanacaksınız? Haftada ortalama ne kadar mesafe yapacaksınız? Bu soruların cevaplarına göre bir tercih yaparsanız, aldığınız bisikletten memnun olma ihtimaliniz artar. Bisiklet mağazalarında, şu an için satılan en yaygın yol bisikleti modelleri, karbon ve alüminyum olmak üzere ikiye ayrılıyor. Elbette çelik ve titanyum bisikletler de var ancak size mağazalara gittiğinizde size sunulacak olan alüminyum ve karbon yol bisikletlerinden bahsedeceğim.

Alüminyum bisikletler biraz daha uygun fiyatlı oluyor. Alüminyum olduğu için, üzerinde bulunan vites grubu ve jant seti, öyle çok pahalı modellerden seçilmiyor. Bu yüzden alüminyum bisikletler, yol bisikletine başlamak isteyenler için hem fiyat, hem de donanım olarak oldukça ideal durumdalar. Ancak, elbette piyasada üzerinde üst düzey donanım olan alüminyum bisiklet bulabilirsiniz. İlla birileri satıyor veya birileri kendi toplamış ve kullanıyordur. Karbon yol bisikletleri ise, alüminyum bisikletlerden daha pahalı konumdalar. Bunun pek çok sebebi var. Öne çıkan nedenleri, karbon malzemenin alüminyuma kıyasla daha sıkı bir sürüş hissi vermesi, esnemezlik oranının daha yüksek olması, titreşim emici özelliği olması, daha hafif oluşu ve üretim aşamasındaki işçiliği şeklinde sıralayabiliriz. Karbon bisikletler de, tıpkı alüminyum olanlar gibi kendi aralarında farklı kaliteye sahip olabiliyor. Yani, alt seviye bir karbon bisiklet kadrosu, çok iyi işçilikle ve kaliteli bir alüminyum malzeme ile üretilmiş olan bir kadronun verdiği sürüş hissini vermeyebilir. Bu konuda öyle kesin doğrular yoktur. Nasıl ki alüminyum bir kadronun kaç kere dipçiklenmiş olduğuna, bağlantı noktalarının nerelerde olduğuna ve kullanılan alüminyum malzemenin kalitesinin üst düzey oluşuna bağlı olarak onun değeri yükseliyorsa, karbon kadroların da örgü tekniği, hafifliği, esnemezlik oranı ve işçiliği aynı şekilde kadroyu daha pahalı ve performanslı hale getirebiliyor.

Bisiklet alırken en sık yapılan hatalardan biri, alacağınız bisikletin üzerindeki donanıma göre tercih yapmaktır. Benim görüşüme göre, bisiklette en önemli unsur kadrodur. İyi bir kadro, sonraları üzerine yapılacak olan yatırımlara değecek bir kadrodur. Bu kadroda rahat ediyor, tam size göre olduğunu düşünüyorsanız, diğer bisikletin üzerindeki donanımlar daha iyi diye onu tercih etme hatasına düşmeyin. Genellikle sadece bir üst modeli oluyor ve siz aradaki farkı anlayamıyorsunuz. Sonuçta yol bisikletinde yenisiniz ve öncelikli hedefiniz buna alışıp alışamayacağınızı görmek. Dolayısıyla, sürüş tarzınız oturana ve acemiliğinizi atana dek, öncelikli hedefiniz, sizin vücut tipinize ve ölçülerinize en yakın, üzerinde en rahat ettiğiniz kadroyu almak olsun. Buna uygun bisiklet tercihi yaparsanız. Bu kadro aynı zamanda kaliteli de bir kadroysa; yani, kullanılan malzemesi, verdiği sürüş hissi vb. etkenler de kadronun iyi olduğunu gösteriyorsa, ilerleyen dönemde buna yatırım da yapabilir, bir üst model veya daha üst model vites veya jant grupları alabilirsiniz. Yapılan bir diğer hata, karbon olsun da ne olursa olsun diye düşünüp oldukça kalitesiz kadrolara para yatırıyor olmak. Bunu sakın yapmayın. Kalitesiz karbon kadrolar, uzun vadede başınıza iş açabilir. Olmadık yerinden çatlayabilir veya kırılabilir. Belli bir standardın altındaki karbon bisikletleri tercih etmeyin. Bisiklette önemli olan sürüş performansı ve o sürüşün size verdiği histir. Karbondan çok daha iyi giden alüminyum bisikletler, dünya kadar paralara satılan karbon bisikletlerden çok daha performanslı giden çelik bisikletler bulmak mümkün. O yüzden, tercih yaparken mutlaka kendinizi sorgulayın ve alacağınız bisikleti ne için aldığınız konusunda net olun. Bisiklet hafif olsun, markası iyi olsun, şekil gözüksün falan derken, en ufak rüzgarda yalpalanan, kolay ivmelenemeyen ve gücünüzü yola aktaramayan bir bisiklet sahibi olmayın.

Kadronuzun sizin boyunuza uygun olması çok önemlidir. Yol bisikletindeki duruş pozisyonları, diğer bisikletlerdeki ile aynı olmadığı için, omurilik sağlığınıza biraz daha dikkat etmeniz gerekiyor. Dolayısıyla, yanlış boy bir bisiklete binmek, vücudunuzun olmadık yerlerinde ağrılara sebep olabilir. Kadro boyu, gidon ebadı, gidon boğazının uzunluğu ve selenizin ne kadar ileride veya geride olduğu, bisiklet üzerindeki konforunuza ve sürüşünüze direkt olarak etki eder. Dilerseniz, bu konuyla ilgili profesyonel destek alabilirsiniz. Bike Fit; yani, bisikletinize tamamen sizin ölçülerinize göre ayarlama yaptırabileceğiniz mağazalar da mevcut. Bir diğer konu, yol bisikleti gidonuna geçişte yaşanan korkuyla alakalı. Yol bisikleti gidonundan korkmanıza gerek yok. Standart düz bir gidonda tutuş yaptığınız yerler sınırlıyken, yol bisikleti gidonunda sürüş esnasında ellerinizi koyabileceğiniz yerlerin sayısı daha fazladır. Yani bir duruşta yorulduğunuzda, diğer duruşa geçersiniz, sonra diğerine, sonra tekrar diğerine. Alışmanız, sandığınızdan çok daha kısa sürede olacaktır. Bundan emin olabilirsiniz. Bir de unutmadan frenlerle ilgili hatırlatma yapmak istiyorum. Yol bisikletleri, kadro tasarımları gereği daha kolay hızlanırlar ve biraz daha agresif yapıdadırlar. Yol bisikletinin frenleri, elbette modeller arasında oldukça büyük farklılıklar gösterse de; bir V fren değildir, bir disk fren hiç değildir. Bisikletinizle direkt olarak trafiğin içine atlamadan önce, fren alıştırmaları yapmanızda fayda var. Ne kadar hızla giderken freni sıktığınızda ne kadar mesafede durduğunuza falan bir bakın. Ben şehir bisikletinden yol bisikletine geçtiğimde sayısız kere arabalara arkadan yavaş da olsa vurmuştum. Biraz agresif kullanmamın da bunda etkisi büyük elbette.

Bir yol bisikletinin, kadrodan sonraki en önemli parçası jant setidir. Akıcılığı olan bir jant setinin, sürüşünüze kattığı keyfi daha ilk sürüşte anlayacaksınız. Şöyle ki, bir üst seviye vites grubunun sürüşünüzde neyi değiştirdiğini anlamayaz, ama biraz daha iyi bir jant setinin sürüşünüzde neyi değiştirdiğini hemen anlayabilirsiniz. Örneğin; gözleriniz kapalı şekilde test edilseniz, Shimano Sora ile Shimano Tiagra arasındaki farkı anlayamayabilirsiniz ama aynı testi Mavic Aksium ile Mavic Ksyrium Equipe için yapsak, hangi jant seti ile sürüş yaptığınızı hemen anlarsınız. Bu arada, saydığım modellerin hepsini kullandım. Dolayısıyla, söylediklerim tecrübeyle sabittir. Peki, bir jant setinin akıcı olması ne demektir? Akıcılık demek, sizin hızınızın biraz daha uzun süre korunması ve bisiklete aktardığınız gücün daha azının boşuna gitmesi demektir. Hele iyi bir lastik tercihi de yaptıysanız, sürtünmeniz de azalacağından, sürüşlerinizde bisiklet size külfet değil, yardımcı olur hale gelecektir. Bir kadroyu çok beğendiniz, üzerinde sizin işinizi görecek bir vites grubu var ama jant seti çok kötü. Eğer bisikletin fiyatı çok uygunsa, bisikleti alın. Jant setini kullanmadan satın ve yeni bir jant seti alın. Jant setini bir yatırım olarak görebilirsiniz. Aldığınız bir başka bisiklete de takarsınız. Teli yassıymış da rüzgarı kesiyormuş, düz yuvarlakmış da bilmem ne oluyormuş falan onlara da takılmayın. Saniyenin bilmem kaçta kaçına etki edecek şeylerle sizin işiniz yok. Pazarlama aldatmacasına düşmeyin. Sizin için önemli olan, o jantın sizi ne kadar ileriye taşıyabildiğidir.

Yol bisikletlerinin vites grubunda dikkat etmeniz gereken, aynakol ve rublenin dişli oranlarıdır. Yeni başlayanlar için genellikle 50/34 oranlı aynakol önerilir. Bu ne demektir? Aynakolun büyük yaprağındaki diş sayısı 50, küçüğündeki ise 34'tür. Daha kolay çevirebileceğiniz bir aynakoldur. Rublenize dair bilmeniz gereken şey ise, rubledeki en büyük dişli oranı ne kadar büyükse, yokuş çıkarken o kadar az zorlanacağınızdır. Bazı yol bisikletlerinin en büyük ruble sayısı 23 iken, bazılarının 27, hatta 29'dur. Yokuş çıkarken vitesini en hafif hale getiren 23 oranlı kişiye oranla, 29 orana sahip olan kişi daha fazla sayıda pedal çevirir ve pedalın ona verdiği his daha hafiftir. Ancak, elbette bunun performansla da ilgisi olduğunu söylemem gerek. Yani, verdiğim örnek, iki yakın performansta kişi için geçerli olabilir. Peki, ben ne kullanıyorum? Benim aynakol oranım 53/39. Ben, düzlükte yüksek performansla gitmeyi çok seviyorum. Dişli sayısı artınca, daha çok güç uygulamanız gerekiyor. Daha çok güç uygulayabilir ve bunu da tempoya çevirebilirsiniz, daha hızlı gidersiniz. Ruble oranım ise 12/29. Vücut tipim iyi bir tırmanışçı olmama olanak tanımadığı ve ben yemek yemeyi çok sevdiğimden asla 65 kiloluk biri olamayacağım için, yokuş tırmanırken işimi kolaylaştıracak bir ruble oranına ihtiyacım vardı. Tek kişilik doğum günü pastası gibi ruble yerine, düğün pastası gibi bir rubleye sahip olmayı kendime daha uygun buldum.

Bisiklet satın alacağınız yer ile bu konular üzerine konuşursanız, sizin o kadar da bilgisiz olmadığınızı düşünecek, size bakışı değişecektir. Satış yetkilisine derdinizi en doğru biçimde aktarırsanız, o da size en doğru bisikleti önerecektir. Ancak, siz ne istediğinizi tam olarak bilmiyor ve hiç araştırmadan mağazaya gidiyorsanız, muhtemelen size yeni ve pahalı, pahalı ve kalitesiz veya elinde kalmış eski bir bisikleti kakalama eğilimi gösterecektir. Mümkün olduğu kadar kendinizi tartın ve biraz araştırma yapmış olarak mağazaya gidin. Almak istediğiniz bisikletten beklentilerinizi net ifadelerle belirtin. Böylece, hem sizin hem de satış personelinin işi kolaylaşmış olur. Doğru yönlendirilme ihtimaliniz artar.

Her bisiklet modelinde olduğu gibi, yol bisikletinde de para harcamak için herhangi bir sınır olduğunu söylemek çok güç. Kendimden örnek vermem gerekirse, ilk aldığım yol bisikletimi 2100 lira gibi bir fiyata satın almıştım. Giriş seviyesi bir modeldi. Önce üzerinde türlü türlü değişiklikler yaptım. Baktığımda beni mutlu eden bir bisiklete benzesin istedim. Sonra da, daha iyisini almak için sattım. Biraz vefasız davranmış olabilirim, kabul ediyorum. Şimdilerde kullandığım bisikletimin toplam değeri ise 50.000 lirayı aşkın diyebilirim. Daha çok para olsa, daha çok harcayacak yer bulunur. Bundan emin olabilirsiniz. Bu işin gerçekten bir sonu yok.

 

4 yorum:

  1. Sayenizde bilgimiz artıyor.Teşekkür ederiz.

    YanıtlaSil
  2. merhaba. yazılarınızı konsantre olarak okuyorum. ilgi duyduğum için. şunu gerçekten merak ediyorum: her şehir bisikleti kullanıcısı bir noktadan sonra yol bisikletine geçme ihtiyacı hissedecektir argümanına ne kadar katılırsınız? ya diyelim ki ben alacağım bisikleti hep asfaltta kullanacağım; hem de yamasız-pürüzsüz, kaymak gibi bir asfaltta. ama ne eğilerek sürmeyi, ne çok hızlı gitmeyi, ne de ''tahta'' konforunda bir seleyi sevmiyorsam (bisikletimi de pedli bir taytla değil, günlük kotumla sürmeyi tercih ediyorsam) yine de yukarıdaki argüman geçerli midir? trafikte ilerlerken omuz üzerinden arkayı kontrol etmek mesela? bana çok daha zor geliyor yol bisikletinde; daha stabil durmayı gerektiren bir bisiklet türü olduğu için.. sanırım içerisinde kaldığım ikilemi anlamışsınızdır. düşüncenizi merak ettim..

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Hep içinde bir yol bisikleti sevdası bulunan kişiler için geçerli o söylediğiniz. Asfaltta her binen yol bisikleti almak zorunda değil elbette. Esas olan bisikletten aldığınız zevk ve sürüş kalitesidir. Eğer agresif ve akıcı güzel bir şehir bisikleti alırsanız, asfaltta onunla da gayet hızlı bir sürüşe kavuşabilirsiniz. İlla yol bisikleti geometrisine alışmak zorunda değilsiniz. Bisiklete kaskınız olduğu sürece istediğiniz kıyafetle binebilirsiniz. Söylenen kurallara çok takılmayın. Zevk aldığınız gibi sürmeniz daha önemli.

      Sil
  3. Benim gibi, ilk defa yol bisikleti almayı planlayan ve kafası karışık olanlar için faydalı bir yazı, teşekkürler

    YanıtlaSil