16 Temmuz 2012 Pazartesi

İki Tekerin Hissiyatı

Bisikletin en güzel yanı, onunla hep başbaşa olmanız. Sizi rahatsız eden biri ya da bir şey yok. Hani bazen yapmaktan zevk aldığınız şeyleri sevdiğiniz kişilerle yapmak istersiniz ve hep yanınızda olsun istersiniz ya; burada sevdiğiniz kişinin yerine bisikletinizi koyuyorsunuz ve sevdiğiniz şeyi, eşyanın doğası gereği birlikte yapmış oluyorsunuz. Gittiğiniz her yere birlikte gidiyorsunuz ve kendinizden başka hiçbir şeye ihtiyacınız olmuyor. Benzini bitecek diye bir derdiniz yok. Sizi yarı yolda bırakmaması için ona biraz iyi bakmanız yeterli. Tüm iş sizde bitiyor ve ne kadar çabalarsanız o kadar gidiyorsunuz. Bilmeniz gereken en önemli şey o.
Hızlandığınızda yüzünüze vurup duran rüzgarın müptelası oluyorsunuz bir zaman sonra. Durgun ve rüzgarsız havalarda, daha çok rüzgar için daha çok pedal çevirmeye başlıyorsunuz. Sonra biraz dinleniyorsunuz ve bırakıyorsunuz kendinizi o rüzgarın yumuşak dokunuşlarına. Biraz uğultudan başka hiçbir şey duymuyorsunuz. Dış seslere ve rahatsız edici gürültülere bir süreliğine dahi kapalı olabilmek çok güzel.
Ben işten geldikten sonra gün sonunda onunla olmayı çok seviyorum. Gün içinde yoruluyorsunuz, sinirleniyorsunuz veya motivasyonunuz düşüyor. Sizi harekete geçirecek bir şey gerekiyor. Mesela birine bağırmak istediniz ama bağıramadınız mı? Atlayın bisikletinize, daha en başından itibaren sert sert yüklenin pedallara. Bacaklarınız yorulsun biraz. Kafanızı yoracağınıza bacaklarınızı yorun. Biraz dinlenin; nefes nefese kalmış haldeyken, düşünceleriniz vücudunuzun tam aksine daha seri hareket edebilir hale geliyor. Öylece akıp gidiyorlar aklınızdan. Her şeyden nefret ediyor olabilirsiniz. Her şeye hırslanmış olabilirsiniz. Eninde sonunda hepsine tepkinizi pedal çevirerek gösterirsiniz. Siz ve bisikletinizden başkası bilmez. Özeldir… Yorulduğunuzda üzülmeyin. Fiziksel yorgunluğun üstesinden gelmek bir uyku sürerken, mental olarak kendinizi gereğinden fazla yorduğunuzda bir sürü uyku seansı bile sizi adam edemiyor.
Bir de şu çok meşhur özgürlük hissi var. Benim vazgeçilmezim olan… Bisikletleyken iliklerinizde hissediyorsunuz özgür olduğunuzu. Evinizde özgür değilseniz, işinizde özgür değilseniz, ilişkinizde özgür değilseniz ve hatta geri kafalı arkadaşlarınızla ettiğiniz sohbetlerde ifadelerinizi ortaya koymakta özgür değilseniz, bisikletin üstündeki özgürlüğünüzü hiçbir şeye değişmezsiniz. Hayata dair yapmak istediklerinizi engellemeye çalışan birileri her zaman olacaktır. Herkes kendini düşünür en nihayetinde. Sizi seven biri bile sizi sevdiği için kendini düşünür. Gitmenize izin vermez çünkü yalnız kalmayı, ani plansızlıkları, alışıla gelmiş olmayan şeyleri sevmez. Yani aslında eninde sonunda sadece kendini sever.
Ama bisiklet öyle değildir…
Siz nereye çevirirseniz gidonunu, o sizi oraya taşır. Siz ne kadar hızlı çevirirseniz pedalları, o da o kadar hızlı davranır sizi mutlu etmek için. Ben gelmiyorum demez. Gidersen bensiz gidersin demez. Koşulsuz sever sizi bisikletinizi. Siz de onu elbette…
Küçükken aldığınız karne hediyesiyken, büyüdüğünüzde kendinize güveninizi pekiştirendir bisiklet…

3 yorum:

  1. Mükemmel bir yazı!

    Sevgili Aydan Çelik'in manifestosundan bir kaç alıntı;

    Bisiklet nedir?
    Eşitliktir:Bazen o sizi taşır,bazen siz onu.
    Özgürlüktür:Ferman padişahın,dağlar bizimdir.
    Aşktır:Her bahar sırtınızı ürpertir.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Çok teşekkür ederim sözleriniz için

      Sil
  2. Uzun uzun, keyifle akan bir şiir edasıyla okudum yazınızı. Benim de duygularıma bu kadar güzel tercüman olduğunuz için teşekkür ederim!

    YanıtlaSil