4 Mart 2018 Pazar

Şehirde Bisiklet Giyimi

Instagram hesabımdan paylaştığım fotoğraflara ilişkin gelen sorulardan bir derleme yapsam, öyle tahmin ediyorum ki listenin en başında bisiklet giyimine dair olanlar yer alır.

''Pantolonunun paçası aynakola değmiyor mu?''

''Bir süre sonra pantolonunun diz kısımlarında bozulmalar olmuyor mu?''

''Terlemiyor musun?''

Bunlar gibi pek çok soruya tek tek yanıt vermek yerine derli toplu bir yazı hazırlamak istedim.

Öncelikle bisiklet giyimini iki ana başlık altında ele almak gerek. Birincisi, elbette işin sportif tarafıyla; antrenmana çıkarken giydiklerimiz ve onların kendi aralarındaki mevsimsel ayrışmaları ile alakalı. İkincisi ise günlük hayatta sık sık bisiklet kullanan kimselerin kıyafetleriyle alakalı. Daha önce birinci konuyla alakalı Denge Tekeri'nde birkaç yazı paylaşmıştım. Neden pahalı oldukları, kışın hangilerinin tercih edilmesi gerektiği ve birkaç ürün incelemesiyle birlikte sportif anlamda bisiklet giyimine ilişkin bildiklerimi anlatmıştım.

Şimdi ise işin biraz daha günlük hayat kısmına; Cycle Chic konusuna eğilmek istiyorum. Eminim ki aranızda bisikletini gün içinde sıradan işlerini halletmek için kullananlar vardır. Alışverişe, arkadaşlarınızla buluşmaya ya da kısa bir şehir turuna bisikletle çıkıyorsunuzdur. Hatta işe ve okula bisikletle gidenleriniz bile vardır. Bu gibi durumlarda kullanmak için bisiklette giyilsin diye kıyafetler üreten bisiklet giyimi markalarının ürünlerine bakmak zorunda değilsiniz. Evet, biliyorum; Rapha ya da De Marchi gibi markaların City ya da Lifestyle konsepti altında çok güzel ürünleri var ama şu anki döviz kuru hesaba katıldığında değerinin çok üzerinde bir etiket fiyatına sahip oldukları rahatlıkla söylenebilir.

Bisiklet kültürünün uzun yıllardır yerleşik olduğu ve bisikletli ulaşımın son derece sıradan bir durum haline geldiği şehirlerdeki insanları biraz incelediğinizde göreceksiniz ki hepsi oldukça sıradan kıyafetler giyiyorlar. Yani sırf bisiklet sürecekler diye kendine has tarzlarından ödün vermiyorlar. Öyle herkesin üzerinde Rapha'nın kıyafetleri yok ya da ne bileyim işte herkes arkasında üç cebi olan casual bisiklet tişörtleri giymiyor. Bisikletsizken giydiği kıyafetler neyse bisikletliyken de onları kullanıyorlar.

Bu noktada işi biraz daha somutlaştırmak için kendimden örnek vermem gerekiyor. Hayatıma bisiklet girdikten sonra alışveriş alışkanlığımda ufak tefek değişiklikler yaptım. Artık tişört ve pantolona öyle eskisi kadar çok para harcamıyorum ve aldığım şeyleri sadece bir sene ya da sezon kullanacak olduğumu bilerek alıyorum. Örneğin; Zara ya da H&M gibi markaların her bütçeye hitap eden pantolonları var. İster indirim kovalayın, ister sezonda alın. Onu sezonluk aldığınızı bilerek alırsanız; bisiklette kullanırken sürekli sağına soluna dikkat etmek zorunda kalmazsınız. Eşyalar kullanmak içindir. Süreki bir şeylerden sakınıp bisiklet üzerindeki keyfinize ket vurmayın. Pantolonun zamanla dizi çıkabilir ya da biraz bollaşabilir. Olsun, sonuçta siz onu hem bisikletli hem de bisikletsiz günlerde kullanmak için aldınız. Aynı durum tişörtler için de geçerli. Tişörtler kolay yıpranan şeyler ve bisiklet üzerinde kullandığınız tişörtleriniz hem terden hem de etraftaki tozdan ötürü sık yıkanmaya ihtiyaç duyuyor. Dolayısıyla daha da hızlı yıpranıyor. Bu yüzden giydiğiniz şeyleri seçerken yıpranacaklarını ve onları seneye giymeyeceğinizi bilerek almanız sizin yararınıza olur.

Bir şey ucuz ya da indirimde diye kalitesiz ya da eski moda olmak zorunda değil. Burada önemli olan vücut tipinize göre giyinebilmek. Alt bacaklarınız çok kalınsa skinny fit bir pantolon almanın çok da gereği yok. Slim fit ya da casual işinizi görecektir. Ya da normalden fazla terleyen biriyseniz koyu renk tişörtler tercih etmemeniz sizin yararınıza olacaktır, zira koltuk altı ve sırttaki koyu renk sizi rahatsız edebilir. Hava biraz serinleyecek gibi olursa diye yanınıza kalın bir şey almak istiyor ve çanta taşımaktan nefret ediyorsanız, bisikletin üst borusuna dolayın gitsin. Yeri geldiğinde çözer, üzerinize geçirirsiniz.

Gelelim şu 'paçayı temiz tutma' konusuna... Bisiklet sürerken pantolonun paçası mutlaka biraz yukarı gelir ve bu durum sizin avantajınızadır çünkü ne kadar yukarı gelirse zincire sürtme olasılığı o kadar azalır. Son dönemde kısa ve dar paça moda olmuş durumda ve açıkçası bu durum biz bisikletçilerin epey işine geldi. Dar paça demek, ayak bileğinden bağımsız hareket etmeyen paça demektir. Yani pedal çevirirken paçanın iç kısmı daha az savrulur hatta hiç savrulmaz ve ne aynakola ne de zincire sürtmez. Bol paça pantolonlarınız varsa pedal çevirdiğiniz paçanızı biraz yukarı kıvırabilirsiniz. Eh, bu noktada evden çıkmadan önce çoraplarınızı seçerken iki kere düşünmeniz gerektiğini hatırlatmam gerek çünkü bisiklette çorap modası da bambaşka bir hal almış durumda. Hem bisiklet giyimi markaları hem de alternatif çorap markaları bisiklette giyebilmeye uygun, çok da terletmeyen çoraplar üretiyorlar. Happy Socks, Fingerscrossed gibi markalara bir bakın derim.

Konuyu her kıyafet parçasına yönelik örneklerle dallanıp budaklandırmak mümkün ama yazıyı daha fazla uzatmak istemiyorum ve ayakkabıyla noktalıyorum. Bisikletinde kilitli pedal takılı olanlardan sıkça aldığım bir soru var:

''Ayağın pedaldan kaymıyor mu?''

Hayır kaymıyor çünkü şehir içinde ulaşım maksadıyla bisiklet sürerken pedala öyle çok da büyük bir kuvvet uygulamıyorum ve mümkün mertebe ayağımın ön kısmıyla pedala basmaya özen gösteriyorum. Böylece herhangi bir kayma olsa dahi pedal ayakkabımın topuk kısmına kadar ilerlemiş oluyor ve ben yeniden toparlayabiliyorum. Bisikletinizi şehir içinde yavaş kullanmanız hem sizin hem de yayaların güvenliği açısından oldukça önemli. İlla bisiklet ayakkabısı kullanmak istiyorsanız da hem şık hem de kilitli pedal özelliği bulunan Giro'nun Republic modellerine bir bakın derim.

Bisikletle veya değil, dünyanın parasını harcamadan da güzel giyinebilirsiniz. Yazıda bahsettiğim markaların sitelerine 2-3 haftada bir girip yeni birşeyler olup olmadığına bakın. Zara ve benzeri markalar hangi ürünün hangi bedeninin hangi mağazada olduğunu bile internet sitesinde paylaşıyor. Beğendiklerinizi belirleyin ve mağazaya öyle gidin. Hem zamandan kazanmış olursunuz hem de gereksiz bir sürü başka kıyafetle dikkatiniz dağılmamış olur.

1 Ocak 2018 Pazartesi

L'Eroica Nedir?

Saat sabahın dördüydü. Bir elimde diş fırçam diğer elimde diş macunum karavandan henüz çıkmış ve yüzüme vuran soğuğa aldırış etmeden yeni güne kendimi motive etmeye çalışıyordum. İnce yün içlik, forma, tayt, ayakkabı ve eldivenlerimi bir önceki geceden hazır ettiğim için ortak kullanıma açık banyodaki işlerim biter bitmez karavana dönüp hızlıca giyindim ve buz mavisi Stelbel Integrale’nin lastiklerini şişirmeye başladım. 

Biraz ilerdense hem ön hem de arka ışıkları durmaksızın yanıp sönen bir sürü bisiklet geçiyordu. Kimisi tertemiz, kimisi bir önceki günden kalma toz toprağı hala üzerinde taşıyan bir sürü çelik bisiklet birbiri ardına tek bir istikamete doğru gidiyor, az sonra başlayacak olan sürüş için başlangıçtaki yerlerini alıyordu. 

Sabahın bu saatinde herkesi uyandıran ve her anlamda geçmişteki yarış şartlarına adeta bir saygı duruşu niteliği taşıyan L’Eroica, Siena’nın Gaiole in Chianti kasabasından başlamak üzereydi… 

L’Eroica, belli bir döneme ait bisikletlerle, o dönemdeki parkur şartlarının mümkün mertebe aynısı gözetilerek koşulan ve bisikletçilerin de yine aynı şekilde kıyafetleriyle o dönemi yansıttığı bir yarış organizasyonu olarak özetlenebilir.

İtalya’nın Toskana bölgesinde düzenlenen bu yarış organizasyonu, her yıl aynı gün yapılıyor ve dünyanın dört bir yanından bir sürü bisikletçi bu küçücük kasabanın nüfusunu birkaç günlüğüne yirmiye, otuza katlıyor. Öyle ki bu yıl 7000 kişinin kayıt yaptırdığı organizasyon sayesinde civardaki oteller, iki futbol sahası büyüklüğündeki alanda bulunan karavan ve çadırlar ve o ufacık kasabadaki misafir evleri tamamen dolmuştu.

Bazıları için yarış bazıları içinse sadece sürüş olarak tanımlanabilecek L’Eroica, aynı zamanda bir fuar ortamı oluşmasına da imkan sağlıyor. Hem açık hem de kapalı alanlarda, L'Eroica'ya; yani yarışın kendisine dair her şeye rastlamak mümkün. Kıyafetler, bisikletler, yedek parçalar, usturayla sakal traşı yapan berberler, şarap tadım yerleri ve bir sürü şey daha... Hepsi o günleri iliklere kadar yaşatabilmek için tasarlanmış.

Bisikletsiz ve kıyafetsiz bile gitseniz, oradan bir bisiklet alabilir, tüm eksiklerinizi tamamlayıp yarışacak hale gelebilirsiniz zira ikinci el pazarında bir sürü kadro ve bisiklet bulmak mümkün.

Eğer klasik bisiklet tutkunuysanız, yarışmayacak olsanız dahi bu etkinliği kaçırmamlısınız. Sayısız bisiklet bulabilir, sert pazarlıklara girişebilir ve size o dönemi yaşatacak bir sürü detayın arasında harika vakit geçirebilirsiniz.

Yarış içinse 46 kilometreden 200 küsur kilometreye kadar açılan skalada kendinize en uygun parkuru seçip istediğiniz saatte yarışmaya başlayabilirsiniz. Yarış esnasında birbirinden mütevazı bisikletçiler herhangi bir sorun yaşanması halinde hemen birlik olup diğer bisikletçilere yardım ediyorlar. Yani sadece fiziki anlamda değil, manevi anlamda da o nostaljik ruh yaşatılmaya devam ediliyor. Servis istasyonları ya da beslenme noktalarında ise kekler, turtalar, geleneksel lezzetler, şarap ve bira sunuluyor. İpin ucunu kaçırırsanız yarışın sonunu getirmekte zorlanabilirsiniz. Benden söylemesi…

L’Eroica için aylar öncesinden rezervasyon yaptırmakta, organizasyonun kurulu olduğu kasabada kalınacaksa karavan kiralamakta fayda var. İnternet sitesinden katılım şartları, ödeme ve konaklama gibi konularda İtalyanca ve İngilizce bilgi almanız mümkün.

Organizasyonda çektiğim fotoğraflar için tıklayın.

Bu yazı OutdoorFitness Türkiye dergisinde Gökhan Kutluer imzasıyla yayınlanmıştır.

18 Kasım 2017 Cumartesi

De Marchi Cortina Kışlık Eldiven

Soğuk havalardaki bisiklet sürüşlerinin olmazsa olması eldivendir. Özellikle de uzun inişler gerçekleştirdiğiniz sürüşlerde ellerinize vuran soğuk, size parmaklarda uyuşukluk ve frenlemede aksaklık olarak geri dönebilir. Havanın derecesine bağlı olarak kalınlığı değişebilir ancak mevsim geçişlerinde ve kış aylarında cepte bir çift eldiven bulundurmakta fayda var.

1946 yılında bu yana İtalyan bisiklet dünyasında yer alan ve özellikle Heritage ismini verdiği koleksiyonuyla bilinen De Marchi, üretiminin tamamını ısrarla İtalya'da sürdüren ender firmalar arasında. Bisikletçiler için birbirinden şık ve oldukça geniş bir ürün gamı bulunan markanın teknik kumaş kullandığı ürünleri bir hayli başarılı.

De Marchi Cortina kışlık eldivenler, son zamanlarda kullandığım en iyi bisiklet eldivenlerinden biri diyebilirim. Aslında herşeyi birlikte sunan ürünlere karşı her zaman mesafeliyimdir çünkü mutlaka bir kusurları olur. Öyle ki geçen kış Castelli Diluvio modelini kullanmış ve sık sık aşırı terleme sorunu yaşamıştım ancak De Marchi Cortina hem rüzgâra hem de suya dayanıklı yapısı olmasına rağmen terletme konusunda rahatsız edici bir boyutta değil. Dış kısmında üç farklı katman kullanıp eldivenin soğuğa karşı direncini yükseltmişler. Farklı uzunluklardaki bir sürü inişte test etme şansı bulduğum eldivenler, ellerimi hiç üşütmedi. Bilek kısmında cırt cırt kullanmamaları kişiden kişiye avantaj ya da dezavantaj olarak sayılabilir. Benim bileklerim öyle müthiş ince olmadığı için beni rahatsız etmedi ve bileklerimi çok güzel kavradı çünkü bilekte kullanılan kumaş, eldivenin genelindekinden farklı ve bileği gayet güzel sarıyor. Uzun kollu forma, kol ısıtıcı ya da ceket gibi şeyler giydiğinizi de hesaba katarsak, bileğinize ince gelmesi durumun eldivenin bilek kısmını bunların üzerinen geçirerek eldiveni bileğinizi sıkıca saracak hale getirmek mümkün. Ancak ben yine de -doğru bedeni almanız durumunda- buna çok ihtiyacınız olacağını sanmıyorum. 

Suya dayanıklılığını test etme şansı olmadı çünkü yağmur hiç sürmedim ancak bugüne kadar suya dayanıklı olduğu iddiasıyla pazarlanan tüm bisiklet kıyafetlerim belli bir aşamadan sonra suyu geçirdi. Bu tip ürünlerin suya dayanıklılığı size zaman kazandırma anlamında başarılı sayılabilir. Yani sürekli yağmurun altında sürmeye devam ettiğinizde su geçirecekleri kesin ama belli bir noktaya kadar sizi ıslanmaktan korudukları ve size bir yer bulup sığınmanız için zaman yarattıkları da bir gerçek.

İç kısmında kullanılan dolgulu kısım ve silikon baskılar hem konfor hem de gidonu kavrama açısından büyük rahatlık sunuyor. Eldivenin kalıpları biraz geniş. Bence normalde giydiğiniz eldiven bedeninden bir beden küçük almanızda yarar var ama yine de beden tablosunu bir inceleyin elbette. 

De Marchi'nin internet sitesinden gokhan15 koduyla 15% oranında indirim elde ederek alışveriş yapabilirsiniz.